• 29 Haziran 2022

ABD ile ‘Terörizm Raporu’ krizi

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 2020 Terörizm Ülkeler Raporu’nda Türkiye’de terör tanımının geniş tutularak siyasi tutuklamaların sürdüğü tespiti yer aldı. Ankara tepki gösterdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı 2020 yılı terör raporunu açıkladı. Her bir ülkeye ilişkin değerlendirmelerin yer aldığı raporda, Türkiye’ye ilişkin dikkat çeken ifadeler kullanıldı. Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki yabancı terör savaşçıları için kaynak ve transit ülke konumunda olduğu kaydedildi. Raporda, AKP hükümetinin ‘geniş bir terör’ tanımı yaparak, siyasi tutuklamaları ve ihraçları sürdürdüğüne işaret edildi. Ankara rapora, “Eksik ve önyargılı” diyerek tepki gösterdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, yıllık olarak Kongre’ye sunmak üzere hazırladığı 2020 Terörizm Ülkeler Raporu’nu yayınlandı. Raporun Türkiye bölümünde, “Türkiye, Suriye ve Irak’ta savaşan IŞİD ve diğer terör örgütlerine katılmak isteyenlerin yanı sıra Suriye ve Irak’tan ayrılmak isteyen yabancı terör savaşçıları için kaynak ve transit ülke. Türkiye, IŞİD’e Karşı Mücadele Koalisyonu’nun Yabancı Terör Savaşçıları Çalışma Grubu’nun eş başkanlığını yapıyor ve IŞİD’e karşı Irak ve Suriye’de yürütülen terörle mücadele operasyonları için hava sahası ve tesislerine erişim izni tanımaya devam ediyor” ifadeleri kullanıldı.

Türkiye’deki güvenlik güçlerinin gerek ülke içi operasyonlar gerekse de Irak ve Suriye’nin kuzeyinde askeri operasyonlar yürüttüğüne işaret edilen raporda, Uluslararası Kriz Grubu’nun tahminlerine göre, yıl sonu itibariyle ülkenin doğu ve güneydoğu bölgelerindeki çatışmalarda 35 sivil, 41 güvenlik gücü mensubu ve 265 PKK’linin hayatını kaybettiği kaydedildi.

‘TÜRK HÜKÜMETİ SİYASİ TUTUKLUMALARİ VE İHRAÇLARI SÜRDÜRÜYOR’

Amerika’nın Sesi’nin haberine göre ABD Dışişleri Bakanlığı terör raporunda, 2020 yılında Türkiye’de siyasi güdümlü gözaltılar ve tutuklamaların devam ettiğine de değinildi. Bu kişiler arasında PKK’ye destek ya da yardım sağlamakla suçlanan politikacılar, gazeteciler, insan hakları aktivistleri ve avukatların bulunduğu belirtildi.

Darbe girişiminden sonraki dönemde hükümetin uygulamalarına da yer verilen raporda, “2016 darbe girişiminin ertesinde hükümet, gönüllü sürgün olan din adamı ve siyasi şahıs Fethullah Gülen’in hareketini ‘Fethullah Terör Örgütü (FETÖ)’ olarak tanımladı. Türk hükümeti, çoğu zaman yetersiz deliller temelinde ve asgari yargı süreciyle, FETÖ ya da terörle alakalı bağlantılar iddiasıyla, ABD’nin Türkiye’deki diplomatik misyonlarının yerel çalışanları dahil Türkiye’de ikamet eden yabancı vatandaşlar ve Türk vatandaşlarını gözaltına almaya ve tutuklamaya devam etti. Hükümet ayrıca, 2020 yılı boyunca ordu, güvenlik ve sivil makamlarda görev yapan çalışanlar ve memurları işlerinden ihraç etmeyi sürdürdü” denildi.

‘TÜRKİYE ON BİNLERCE VATANDAŞINI TUTUKLADI VE İHRAÇ ETTİ’

Raporda, 2016 yılındaki darbe girişiminden bu yana hükümetin, “FETÖ” bağlantılı oldukları iddiasıyla, 125 binin üzerinde sivil memuru kamu görevlerinden ihraç ettiği ya da askıya aldığı, 96 binin üzerinde Türkiye vatandaşını tutukladığı ve 1500 sivil toplum kuruluşunu kapattığı da kaydedildi.

‘HÜKÜMET, ‘TERÖR’ TANIMINI GENİŞ TUTARAK İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SUÇ KAPSAMINA ALDI’

Raporun “Yasama, Kanunların Uygulanması ve Sınır Güvenliği” başlığında, Türkiye’nin, anayasal düzene, devletin iç ve dış güvenliğine karşı suçları da içeren geniş bir ‘terör’ tanımının olduğu değerlendirmesi yapılırken, hükümetin de bu düzenlemeleri ifade ve toplanma özgürlüğünün uygulanmasını suç kapsamına almak için düzenli olarak kullandığı belirtildi.

İçişleri Bakanlığı’na göre yılın ilk 7 ayında 14 bin 186 sosyal medya hesabının incelendiği ve 6 bin 743’ün üzerinde sosyal medya kullanıcısına karşı yasal eyleme başvurulduğu bilgisi aktarıldı. Bu kişilerin “terör propagandası yapmak”, “terör örgütlerini desteklemek”, “kişileri düşmanlığa tahrik ya da devlet kurumlarına hakaretle” suçlandığı kaydedildi.

Türkiye’nin ‘terörle mücadele’ konusunda güvenlik unsurlarının kapasitelerini geliştirdiği ve kurumlar arası bilgi paylaşımını düzene koyma çabalarını da sürdürdüğü tespiti de raporda dile getirildi.

SINIR DIŞI ETME UYGULAMASI

Raporda, Türkiye’nin bazen şüpheli yabancı terör savaşçılarını, gönderildikleri ülkelere önceden bilgi vermeden sınır dışı ettiği ancak bu ülkelerle koordinasyonun, 2019 yılında Avrupa ülkelerine vatandaşlarını geri almaları konusunda verilen ültimatomun ardından ilerleme gösterdiği kaydedildi.

Mali Eylem Görev Gücü’nün (FATF) üyesi olan Türkiye’nin Aralık ayında, FATF’ın 2019 yılı karşılıklı değerlendirmesinde tanımlanan noksanların çoğunu giderecek şekilde, terör finansmanı, kara para aklama ve nükleer silahların yayılmasını önleme konusunda yeni bir yasayı yürürlüğe koyduğu da raporda hatırlatıldı.

RAPORDA DİYANET’İN ‘ROLÜ’

ABD’nin raporunda AKP iktidarının, siyasetin ve toplumsal yaşamın merkezine yerleştirmeye çalıştığı Diyanet İşleri Başkanlığı’na da yer verildiği görüldü. Diyanet’in İslam propagandasıyla ‘terör propagandasını’ zayıflatmaya çalıştığı savunuldu.

TÜRKİYE’NİN ULUSLARARASI İŞ BİRLİĞİ ÇALIŞMALARINDAKİ KATKILARINA ÖVGÜ

Raporun “Uluslararası ve Dini İşbirliği” başlığında da, Türkiye’nin BM, NATO, Avrupa Konseyi Terörizm Uzmanları Komisyonu ve IŞİD’e Karşı Küresel Koalisyon’un üyesi olduğu, IŞİD’e Karşı Koalisyon’un Yabancı Terör Savaşçıları Çalışma Grubu’nun Kuveyt ve Hollanda’yla birlikte eş başkanlığını yaptığı belirtildi. Türkiye’nin Küresel Terörle Mücadele Forumu’nun toplantıları ve girişimlerine düzenli olarak katıldığı ve GCTF’nin ilham alarak kurulan Uluslararası Adalet ve Hukukun Üstünlüğü Enstitüsü adlı kuruma da katkılar sunduğu ve terör vakaları üzerinde çalışan yargıçlar ve savcıların eğitimi için uzman desteği sağladığı kaydedildi. Türkiye’nin ayrıca AGİT bünyesinde terörle mücadele konusundaki uzman toplantılarına da katılım gösterdiği, 70’in üzerinde ülkeyle ikili güvenlik anlaşmalarının olduğu ifade edildi. Türk polis teşkilatının ortak ülkelerdeki terörle mücadele kapasitesi inşası programlarına da katkı sağladığı belirtildi.

ÖLÜM ORANLARI ARTTI

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın raporunda ayrıca 2020 yılındaki terör saldırılarından kaynaklı ölü sayısının bir önceki yıla göre yüzde 10’dan fazla arttığı da açıklandı. Dünya ülkelerinde 2020 yılında yaşanan terör olaylarını ele alan raporda, IŞİD’in özellikle Afrika Kıtası’na yayılmasının terör olayları ve bunlarla bağlantılı ölümleri artırdığı kaydedildi.

Raporda, dünya genelinde 2020’de terör olaylarından kaynaklı ölüm oranının 2019’a göre yüzde 10’dan fazla artığı belirtildi.

ABD’deki beyazların üstünlüğünü savunan gruplar dahil ‘Irksal veya Etnik Motivasyonlu Şiddet İçeren Aşırılıkçı’ gruplara da raporda ilk kez yer verildi. 

DIŞİŞLERİ SÖZCÜSÜ BİLGİÇ: ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANDIĞI İDDİASI KABUL EDİLEMEZ

Türkiye’de ‘terör tanımının geniş olduğu’ ve ‘barışçıl gösterilerle ifade özgürlüğünü kriminalize etmek için kullanıldığı’ ifadeleri yer alan ve YPG’ye yer verilmeyen rapora Ankara’dan tepki gösterdi. Dışişleri Bakanı Sözcüsü Tanju Bilgiç, ‘Türkiye’nin terör örgütlerine karşı mücadelesinin ve bu alanda uluslararası çabalara etkin katkılarının hakkaniyetle değerlendirilmediğini’ belirterek, raporun bu konuda ‘eksik ve ön yargılı olduğunu’ vurguladı.

Bilgiç, rapora ilişkin yöneltilen bir soruya verdiği yazılı cevapta, “Anılan raporda hak ve özgürlüklerin orantısız ve gerekçesiz kısıtlandığı iddiası temelsizdir ve kabul edilemez. Raporun Suriye bölümünde, PKK iltisaklı grupların ülkemizin Suriye’deki öncelikli terörle mücadele kaygısı olduğunun belirtilmesi, bu gruplar ismen zikredilmese dahi, SDG/PYD/YPG’nin PKK ile aynı olduğunun ikrarıdır” dedi.

Bilgiç, Türkiye’nin, ABD ve müttefiklerinden terörle mücadelede tutarlı, kararlı ve etkili bir yaklaşım beklentisini muhafaza ettiğini söyledi ve “Bunun dışında kalan tutum ve söylemlerin terörle mücadelede uluslararası iş birliğinin geliştirilmesi çabaları ve müttefiklik ilişkisinin ruhuyla bağdaşmamaktadır” ifadesini kullandı.

ÖNCEKİNİ OKU

LeMan’dan ‘dolar’ kapağı: ‘Dolar uçiyeah’

SONRAKİNİ OKU

İmamoğlu, ‘Cumhurbaşkanı olmak istiyor musunuz?’ sorusunu yanıtladı