• 29 Haziran 2022

Meram katliamının faili Altun’dan namaz vurgusu: Önce namaz kıldım, sonra benzin aldım

Konya’nın Meram ilçesinde Dedeoğulları ailesinden 7 kişinin katledildiği davanın ilk duruşması Konya 4’ncü Ağır Ceza Mahkemesinde görülüyor. Duruşmaya 7 kişiyi öldürmekten yargılanan ve davada tek tutuklu katil zanlısı olan Mehmet Altun bulunduğu cezaevinden Ses Görüntü ve Bilişim Sistemiyle (SEGBİS) katıldı. Tutuksuz 10 sanıktan 5’i ise mahkeme salonunda hazır bulundu.

Duruşmaya Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri Sezgin Tanrukulu, Levent Gök, Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Züleyha Gülüm, Oya Ersoy, Mahmut Toğrul, Abdullah Koç, HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu avukatları, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) avukatları, Ankara, Diyarbakır, Van ve Mardin, Şırnak, Urfa ve Batman baro başkanları ve temsilcileri, Konya İnsan Hakları Derneği (İHD)  temsilcisi ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) avukatları ile Türkiye Barolar Birliği (TBB) temsilcileri de katıldı.

Artı Gerçek’ten Seda Taşkın’ın haberine göre; Konya Adalet Sarayı önünde çok sayıda polis yer alırken, mahkeme başkanının kararı olduğu gerekçesiyle polis, gazetecilerin telefon ve bilgisayarlarının duruşma salonuna alınmasına izin verilmedi.

BARO BAŞKANLARININ DOSYAYA KATILMA TALEBİ REDDEDİLDİ

Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada, aile yakınları ve çok sayıda kentin baro başkanları, davaya müdahil olma talebinde bulundu. Baro başkanları, yaşanan olayın adli olmadığın ve toplumsal saldırıdan kaynaklandığından dolayı katılmak istediğini söyledi ancak mahkeme başkanı avukatların talebini ‘olaydan direk zarar görmedikleri’ gerekçesiyle reddetti. Sanık avukatları, baro başkanlarının katılım taleplerinin reddedilmesini isteyerek, olayın diğer adli vakalardan farklı olmadığını, tek farkının sosyal medyada gündem olmasından kaynaklandığını savundu. Yine İHD temsilcisinin dosya katılma talebi de mahkeme başkanı tarafından reddedildi.

DAVADA 3 SAVCI AYNI ANDA GÖREV ALDI

Konya Katliamı davasının ilk duruşmasında, biri Konya Cumhuriyet savcısı olmak üzere aynı 3 savcı aynı anda görev aldı. Dedeoğulları ailesinden 7 kişinin 30 Temmuz’da katledilmesine ilişkin hazırlanan iddianamede, katil zanlısı Altun’un da aralarında bulunduğu Keleş ve Çalık ailelerinden 11 kişi hakkında “Canavarca hisle tasarlayarak yedi kişiyi kasten öldürme”, “Azmettirme”, “Yakarak mala zarar vermeye azmettirme” suçlarından hapis cezası isteniyor.

AV. BOZAN: BEYANLAR TUTANAĞA EKSİK GEÇİRİLMİŞ

Duruşmada söz alan müdafi avukatı Ali Bozan duruşmadaki beyanların tutanaklara eksik alındığını belirterek, “Daha önce de yapılan beyanlar özet şeklinde alınmıştı. 13 sayfa olan tutanakta eksik bir şekilde tutulmuş. Biz eğer bu talebimiz kabul edilmezse tüm duruşmanın SEGBİS kayıtlarının alınmasını istiyoruz” dedi. Mahkeme heyeti Bozan’ın talebini reddetti.

SANIK ALTUN: ŞARJÖRLER ÇANTAMDAYDI, BENZİNİ NEDEN ALDIĞIMI BİLMİYORUM

Daha sonra sanık Mehmet Altun’un savunması alındı. Mahkeme Başkanının soru cevap şeklinde ifade almasına müdafi avukatları ‘sanığı yönlendiriyorsunuz’ diyerek itiraz etti. Altun savunmasında 12 yaşından bu yana Dedeoğlu ailesi ila aralarında husumet olduğunu söyleyerek, “Olaydan iki günce Dedeoğlu ailesi ile konuşmaya karar verdim. Daha önce yaşadığımız olayla ilgili gitmeye ve amaçlarını öğrenmeye karar verdim. Kendimi korumak için silah aldım. Şarjörler de çantadaydı onlarla birlikte aldım. Benzini neden aldığımı bende bilmiyorum. Evi yakmak gibi bir fikrim yoktu, olur da bir şey olursa diye yanıma aldım” dedi.

CUMA NAMAZINDAN SONRA HAZIRLIK YAPMIŞ

Olay günü Dedeoğulları ailesinin evine saat 18.00 civarı gittiğini söyleyen Altun, o gün kimseyle konuşmadığını, cuma namazını kıldıktan sonra silah ve benzin aldığını anlattı. Olaydan iki gün önce araç kiraladığını anlatan Altun, “Olay günü konuşmak için gittim, evde Barış isimdeki kişi yoktu. Onun da gelmesi için oradan ayrılıp tekrar geldim. Amacım hep beraber konuşmaktı. Yüzümde maske olmasına rağmen beni tanır gibi oldu. Sonra maskemi çıkardım. Sonra saldırmamaları için silahımı çıkardım. Sonra üzerime geldiler. Ya onlar beni öldürecekti ya da ben onları. Sonra ateş açmaya başladım” dedi.

DELİLLERİ YOK ETMEK İÇİN EVİ ATEŞE VERDİĞİNİ KABUL ETTİ

Altun, Dedeoğlu aile üyelerine silah açtığı anda hareket eden bir kişiye de yeniden ateş açtığını anlattı. Olay yerinde yaklaşık 15 dakika kalan Altun, şöyle devam etti:

“Evde bulanan kamera görüntülerini silmek, delilleri yok etmek için evi ateşe verdim. Evin kapısını açıp benzin bidonunu atıp ateşe verdim. Daha sonra hemen olay yerini terk ettim. Kiraladığım firma beni arayarak çok hız yaptığımı eğer dikkat etmezse ceza kesileceğini söyledi. Ben böyle olmasını istemezdim. Pişmanım.”

OLAYDAN ÖNCE HESABINA PARA YATIRILMIŞ, LÜKS OTELLERDE KONAKLAMIŞ

İşsiz olmasına rağmen olay öncesi Ankara, İstanbul ve Eskişehir’de lüks otellerde kalması ve günlük bin ila dört bin lira arasında nakit avans çekmesini soran müdafi avukatın sorusunu yanıtlayan Altun, daha önce lüks otellerde kalmadığını ve ödemeyi kendi imkanlarıyla sağladığını söyledi. Olaydan günler önce düzenli olarak hesabına para yatıyor olmasına da yanıt veren Altun, eski iş yerinden paranın yatırıldığını savundu.

Müdafi avukat Öznur Vurgun ise Altun’un olay yerinden kaçtıktan sonra 4 gün geçmesine rağmen telefonunun açık olduğunu ve nerede şarj ettiğini sordu. Altun telefonunu şarj etmediğini iddia etti.

‘BİRİMİZİN ÇIKMASI İÇİN SUÇU ÜSTLENDİM’

Ardından faillerden 12 Mayıs saldırısından hala tutuklu bulunan ve fail Mehmet Altun’un eniştesi Lütfi Keleş’in savunmasına geçildi. Lütfi Keleş de Ali Keleş de tutuklu bulundukları cezaevinden SEGBİS ile duruşmaya katıldı. Failler üzerlerine atılı suçlamaları reddeden Keleş’e suçu neden üstlendiğini soruldu. Keleş, “Ben de eşim de tutukluyduk ve birimizin çıkması için suçu üstlendim” dedi.

Keleş’in cezaevinde yaptığı bir konuşmada “Kürtler uslandı mı?” ibaresi geçen konuşmasının sorulması üzerine Keleş, ses kayıtlarına rağmen konuşmayı reddetti. Daha sora ise “Bizi yalan ifadelerle cezaevine soktular, ondan dedim” dedi

Avukat Karabulut’un sanık Mehmet Altun’un dijital medya hesabından gösterdiği silah fotolarını Lütfi Keleş’e sordu. Keleş ” Silahı bana gösterip güzel mi diye sordu. Mehmet içinde yaşar, gerisini bize söylemez” dedi. 

Daha sonra konuşan müdafi avukatı Hişyar Özalp ise “Neden telefon kaydında Kürtler ibaresini kullanıyorsun onların ismi yok mu, neden Kürtler diye ifade ediyorsun?” sorusunu yöneltti. Keleş yanıt olarak, “Benim tarlamda çalışan Kürtler var. Neden öyle söylediğimi hatırlamıyorum” dedi. 

Faillerden Lütfi Keleş’in savunmasının ardından salonda hazır bulunan fail Veli Keleş’in savunmasına geçildi.

Ardından mahkemeye ara verildi.

MAHKEME ÖNÜNDE HUKUKÇU MİLLETVEKİLLERİNDEN AÇIKLAMA

Aranın ardından Konya Adalet Sarayı önünde CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ve Levent Gök açıklama yaptı. İlk olarak konuşan Levent Gök, dört ay önce yaşanan olayın ülkeyi derinden sarstığını belirterek, “CHP adına davayı takip ediyoruz. Türkiye’yi derinden sarsan bu olayda aynı aileden 7 kişinin öldürülmesi ve ardından evinin yakılması tam bir vahşettir. Toplumda infial yaratan bu olayın takipçisi olacağız” dedi. Yaşanan olayın aydınlatılması ve mahkemenin adil yargılamasından emin olmak için davanın ciddi şekilde takipçisi olacaklarını söyleyen Gök sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu olayın, öfkeyle, nefretle söylemiyle, kimliklerin de içinde olduğu bir olay olduğunu avukat kökenli biri olarak bugün çok net anladım. Bu olayın bütün boyutlarıyla yargı aşamasında araştırılması ve sonuca kavuşturulması ülkemiz için son derece önemlidir. Buna gayret ediyoruz. Türkiye’de, siyasette, insanları nasıl bir kutuplaşmaya getirdiğini, öfkenin nefrete dönüşmesinin tipik bir örneğidir. Büyük üzüntü duyduğumuz bu davadan tüm beklentimiz kamu vicdanını tatmin olmasıdır. Davanın adil bir şekilde sonuçlandırılması ve biran önce sanıkların da mahkum olmasını bekliyoruz.”

TANRIKULU: SİYASET DİLİ NEFRET SÖYLEMİNDEN UZAK DURMALI

Daha sonra konuşan Sezgin Tanrıkulu ise ilk günden bu yana yaşanan olayı takip ettiğini belirterek, “Olay sadece 30 Temmuzda gerçekleşmedi, 12 ve 22 Mayısta gerçekleşen linç girişimleri var.O  linç girişimlerinden sonra avukatların, baroların önlem alınması için dikkat çeken açıklamaları vardı. Ancak maalesef bu önlemler alınmadı ve katliam gerçekleşti. Bugün ilk defa SEGBİS aracılığı ile katili dinleme şansımız oldu. Ben de bir avukatım ve şunu bilirim ki ırkçılık, nefret söylemi dışında hiçbir motivasyon böyle bir katliamın meydana gelmesine zemin hazırlamaz. Konya’dan bütün dünyaya söyleyeceğim şudur; siyaset dilinin nefret söyleminden, ırkçılıktan uzak durması lazım. O söylemler herhangi birini böyle katile çevirebiliyor” diyerek tüm kurumları sorumluluğa davet etti.

‘MEHMET ALTUN’UN BÖYLE BİR ŞEY YAPACAĞI KİMSENİN AKLINA GELMEZDİ’

Verilen aranın ardından duruşmada hazır bulunan Fail Yahya Çelik’in savunmasına geçildi. Mehmet Altun’u tanıdığını ancak yakın bir ilişkisi olmadığını belirten Çelik, katliamdan 17 gün sonra tahliye olduğunu ve Dedeoğlu ailesi ile bir husumetinin olmadığını söyledi. Çelik, “10 yıl önceki olaydan bu yana Keleşler ile Dedeoğulları konuşmuyordu. Doğrudan benimle alakalı bir sürtüşme yaşanmadı. Mehmet Altun’nun böyle bir şey yapacağı kimsenin aklıma gelmezdi” dedi. Olay gününe ilişkin konuşan Çelik, katliamın yaşandığını tarlada çalışan işçilerden öğrendiğini söyleyerek, ablası Ayşe Keleş’in yanına gittiğini ve Ayşe Keleş’in telefonundan polisi aradığını söyledi. 

Savunmasını bitiren Fail Yahya Çelik’e avukatlar soru yöneltti. Dava avukatları “Teslim ettiğin telefon bozuk telefon muydu?” diye sordu. Çelik, “Telefonumu tamirciye vermiştim teslim ettiğim o değil” dedi. Avukatın “Olayın yaşandığı gün Ayşe Keleş ile görüştün mü? ” sorusuna ise Çelik, “Evet yüz yüze görüştük. Tarlalarımız yakın olmasından kaynaklı çay içmeye gittim” dedi. 

Avukat Abdurrahman Karabulut’un, soruların ardından fail Veli Keleş’e, Ayşe Keleş ile arasında geçen “Neden kardeşin Mehmet Altun yardımcı olmuyor” konuşmasını ve Ayşe Keleş’in “Onun çocukları var” yönündeki konuşmasında neyi kastetmek istediğini sordu. Fail Veli Keleş ise soruya net bir yanıt vermedi.

TARLADA YILAN VE KÖPEKTEN KORUNMAK İÇİN SİLAH TAŞIYORMUŞ 

Ardından tutuksuz yargılanan Ali Çalık’ın savunması alındı. Çalık, 12 Mayıs saldırısının ardından 94 gün cezaevinde kaldığını belirterek, katliamı değil, yaşadığı mağduriyeti anlattı. Katliam gününe ilişkin yaşadıklarını anlatan Çalık da olayı tarlada çalıştığı esnada öğrendiğini iddia etti. Çalık, “Tarlamızda çalışırken kendimizi köpeklerden ve yılanlardan korumak için tüfek taşırız. Olay yaşanmadan önce tarlada yılan bulunmuştu ve ateş ettik” dedi. Çalık 12 Mayıs tarihinde yaşanan olayın ardından 20 gün sonra tahliye olduğunu belirterek, cezaevinde görüşüne annesi ve eşinin geldiğini söyledi. Çalık, “Aileden çok kişi tutuklandığı için rica üzerine amcaoğlum Mustafa Çalık, haftada 500 TL para gönderdi” dedi. Failin ifadesinin aksine soruşturma dosyasında ve “Mahkeme” isimli whatsapp grubunun yazışmalarında tutuklu olan kuyumcu Ali Keleş’in düzenli para gönderdiği öğrenilmişti.  

Daha sonra tutuksuz yargılanan Ramazan Çalık savunma yaptı. Sonrasında ise “Mahkeme” isimli whatsapp grubunu kuran ve 12 Mayıs saldırısının ardından tutuklanan faillere düzenli para akışı sağlayan Ali Keleş savunma yaptı. Keleş, 12 Mayıs saldırısının ardından olayı duyduğunda yakınlarının yanına gittiğini ve dosya kapsamında hakkında takipsizlik kararı verildiğini ifade etti. Keleş, “Tüm aile tutuklandıktan sonra aileye yardımcı oldum. Çünkü sadece küçük çocuklar ve kadınlar kalmıştı. Banka hesapları vb. olmadığı için rica üzerine yardımcı oldum avukat sağladım” ifadelerini kullandı. 

Keleş, kurdukları whatsapp grubuna ilişkin ise şu ifadeleri kullandı:

“12 Mayıstan sonra dosyada neler olduğunu öğrenmek için grup kurdum. Çünkü herkes arıyor yazıyordu. Avukatla görüşe çok sayıda kişi gidiyordu. Avukat da kendisiyle bir kişinin muhatap olması gerektiğini söyledi. Bunun üzerine ben de avukatla görüşüp aile ile iletişim sağlamaya başladım. Tek-tek herkesi aramamak için de grup kurdum ve bilgileri oradan paylaştım. O nedenle grubun ismini mahkeme koydum” diye konuştu. Keleş ayrıca, olayı internetten öğrendiğini belirtti. 

Dava avukatı Abdurrahman Karabulut, whatsapp grubu ile ilgili Keleş’e sorular yöneltti. Karabulut Ali Keleş’e watsapp grubunda yazılan, “Kürtler evi satmış gidiyorlar. Bir Kürt bulduk aracı olması için” yönündeki mesajları hatırlatarak “Kimi aracı olarak buldunuz” diye sordu. Keleş , “Ben bir düğün ortamında duymuştum ismi. Aile de kötü durumdaydı. Ben de avukata bunun bilgilendirmesini yaptım” diye yanıtladı.

ÖNCEKİNİ OKU

Kılıçdaroğlu 15 maddede aile destekleri sigortasını anlatttı

SONRAKİNİ OKU

Akşener, ‘Ağır ekonomik bunalım OHAL getirebilir’ iddiasına yanıt verdi