• 29 Haziran 2022

HDP’den ‘kur’ tepkisi: Merkez Bankası büyük bir peşkeş operasyonu yürütüyor

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Meclis’te düzenlediği basın toplantısıyla ekonomideki gelişmeleri, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin açıklamalarını değerlendirdi. Bütçe görüşmelerinin Genel Kurul’da devam ettiğini dile getiren Oluç, bütçenin 9,27 dolar kuruyla hazırlandığını hatırlattı. Bütçenin tüm öngörü ve değerlendirmelerinin çöktüğünü ifade eden Oluç, “9,27 nerede 14,5 nerede” diye belirtti. Oluç, bütçenin revize edilmeden AKP-MHP oylarıyla geçeceğini ve 2022 bütçesinin kabul edildiği andan itibaren “kadük” hale dönüşeceğini belirtti.

Dolar kurunun 14,60’ı gördüğünü ifade eden Oluç, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Merkez Bankası duyuru yaptı ‘müdahaleye başladık’ diye. Kısa süredeki dördüncü müdahale. 14,30’a indi aradan biraz zaman geçti çıkmaya devam etti. Şimdi dalgalanıyor. Merkez Bankası’nın, son bir haftadaki müdahaleler başarısız olmuştur ve kesinlikle sonuç alınamamıştır, Dolar’ın düşürülmesi, ateşin söndürülmesi doğrultusunda. Birileri çok büyük haksız kazanç elde etmiştir. Merkez Bankası kendisinde olmayan Dolarları satıyor. Merkez Bankası’nda Dolar yok ki. Yüksek faizle borçlanıyor o Dolarları satıyor müdahale ediyor bankaların emanet Dolarlarını satıyor sonuç alınamıyor. Dolarlar uçup gidiyor. 

PEŞKEŞ OPERASYONLARI YAPILIYOR

Büyük bir hırsızlık var ortada. Büyük bir peşkeş operasyonu var ortada. Bu operasyonu yürüten Merkez Bankasıdır. Ayıptır günahtır bu halkın değerleri zenginlikleri kime peşkeş çekiliyor. Açıklanmak zorundadır. Ülke yanıyor birileri haksız kazanç peşinde.  Soruyoruz, Merkez Bankası son bir hafta içinde ne kadar döviz sattınız? Piyasadan ne kadar faizle borçlandınız. 100 bin dolar üstü dolar bozduranlar kimlerdir. 100 bin dolar üstü dolar satın alanlar kimlerdir. Kime peşkeş çekiyorsunuz bunu. Bu soruların cevabı verilmezse her biri yargılama konusu olacaktır. Çok açık bir şekilde söylüyoruz.

AHLAKSIZLIĞI AÇIKLAYIN SAYIN KURTULMUŞ

Bakın Numan Kurtulmuş’un yaptığı açıklamalarla ahlaksızlık açıklamasıyla bu yaşananlar karşılaştıralım. Ahlaksızlık neymiş Sayın Kurtulmuş, açıklayın şimdi. Ahlaksızlık; kimin olduğu belli olmayan alım satımlarla büyük kazançlar elde etmektir. Ve sizin iktidarınız bunu yapmaktadır. Bu iktidara güven kalmamıştır. Halk, iktidara güvenmiyor, ekonomi politikalarına, söylemlerine güvenmiyor. Halk TL’ye güvenmiyor. Az buçuk birikimlerini koruyabilmek için çaresizce ne yapacağını arıyor. Her gün, her an yoksullaşıyor. 

YARIM SAATTE BİR DEVALÜASYON OLUYOR

Geçmişte haftada bir devalüasyon oluyordu. Şimdi yarım saat, 45 dakikada bir devalüasyon oluyor. Yönetemiyorsunuz. Eğer bugün döviz mevduatları bankalarda yüzde 62’ye ulaşmışsa, 2001 krizinden sonraki en büyük noktaya ulaşmışsa bu iktidarın güvensizliğidir bunun nedeni. Uluslararası alana ve topluma güven veremiyor olmasıdır esas nedeni. 

KENDİLERİNE GÜVENİLMEDİĞİNİ İFADE EDİYOR

Bu koşullarda ateş gittikçe büyürken yeni Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati açıklamalar yapıyor. Bizim modelimiz Çin, Güney Kore modeli değil Türk tipi ekonomi model diyor. Yapmayın ya. Türk Tipi Başkanlık Sistemi icat ettiniz. Bu ucube sistem Türkiye’yi bu hale getirdi. Batırdı. Ne hukukun üstünlüğü ne kuvvetler ayrılığı ne denge denetleme mekanizmalarını bıraktı, ne de ekonomiyi, şimdi bir de Türk tipi ekonomi modeli yaratacaksınız. İnsanlara korku salıyorsunuz bu ettiğiniz laflarla. Nebati diyor ki; çok hızlı düzelecek ekonomi yeter ki bize güvenilsin. İtiraf. Güvenilmediğini itiraf ediyor. Evet biz söylüyoruz; iktidarınıza, ekonomi politikalarına güven kalmadı, diyoruz. Yok diyorsunuz, bakan itiraz ediyor. Yeter ki; ‘bize güvenilsin’ diyor. İnanmayanların güvenmeyenlerin sayısının her geçen gün arttığı bir Türkiye’yle karşı karşıyayız. 

ÜZÜLMEK YETMEZ KAHROLUN

Bakan Nebati, ‘dışarıdan herhangi bir saldırı yok’ diyor. Hani dış güçlerdi? Meclis’te araştırma önergesi indirdik. Hani dış güçler diyordunuz. Genel başkanınız Recep Tayyip Erdoğan ‘dış güçler’ diye konuşup, duruyordu. Bakan Nebati, ‘saldırı yok, çok net olarak söylüyorum’ diyor. Haklı çıktık yine demi. Dış güçler yok, sizin yanlış ekonomi politikalarınız var. Esas mesele bu. Sayın Nebati, ‘model başarısız olursa üzülürüz’ diyor. Üzülmeyi bırakın. Kahrolun ya, kahredin kendinizi. Neden sizin ekonomi modeliniz zaten başarısız. Bu başarısızlık bu ülkede milyonlarca emekçiyi, işçiyi, çiftçiyi köylüyü milyonlarca engelliye emekliyi kadını genci hepsini perişan etmiş durumda. İnsanlar kan ağlıyor. Ekmek kuyrukları oluşuyor ekonomi modelimiz başarısız olursa üzülürüm diyor. Üzülmek yetmez, kendinizi kahredin diyoruz. Böyle bir hakkınız var mı? İnsanların bu hale gelmesinden, pahalılığın zirve yapmasından dolayı, ortaya çıkan sonuçlar karşısında üzüleceksiniz öyle mi. Kabul edilemez bu. 

SİZ BİTERSENİZ TÜRKİYE TOPLUMU KAZANIR

Nebati, diyor ki ‘despotik yönetim anlayışım yok.’ Kime söylüyorsunuz. Kimin despotik yönetim anlayışı vardı. Geçmiş bakanlarınıza mı söylüyorsunuz. Lütfü Elvan’ı, Berat Albayrak’ı mı kast ediyorsunuz yoksa sizin genel başkanınızı mı kastediyorsunuz. Dünya alem biliyor ki despotik yönetim anlayışı Erdoğan’dadır. Kiminle hesaplıyorsunuz. Bu da bir itiraf. Son olarak diyor ki, ‘Bitersek hep beraber biteceğiz, kazanırsak hep beraber kazanacağız’ Öyle mi? AKP-MHP iktidarı bitince hep beraber bitmiş olmayacağız. AKP-MHP koalisyonu bitecek. Türkiye bitmeyecek, siz Türkiye değilsiniz. Bitersek hep beraber biteceğiz lafı doğru değil. Biterseniz, Türkiye toplumu kazanacak. Emekçisi, işçisi, köylüsü, çiftçisi, kadını, genci, emeklisi kazanacak. Siz biterseniz onlar kazanacak. Sizin siyasi bekanızla ülkenin bekası arasında bir ilişki yok. ‘Aynı gemideyiz’ mantığıyla söylüyorsunuz, gemi batmasın diye sizin kaptan ve yardımcı kaptanlar gemiyi batırdı, burnu aşağı doğru gidiyor geminin. Gemiyi batırmamak için kaptanı ve yardımcılarını değiştirmek gerekiyor. Siz Erdoğan’ı kastederek onun sözünden çıkmam diyorsunuz ya. Kaptanı ve yardımcılarını değiştirirsek gemiyi kurtarırız. Siz biterseniz bu ülkenin yoksulları, halkları aslında rahatlayacak. Kurtulacak. 

KRİZ DURUMU İLE KARŞI KARŞIYAYIZ

Biraz evvel haberlere düştü. Tayyip Erdoğan, Merkez Bankası Başkanı ve kamu bankaları müdürleri ile görüşecekmiş. Bu ne demek. Ekonomiye, hani Merkez Bankası bağımsızdı ya, şimdi bir daha kamu bankalarının müdürleri ve Merkez Bankası Başkanına ekonomi direktifleri verilecek demek. Yeni bir kriz durumuyla karşı karşıyayız. Daha beter hale getireceksiniz ekonomiyi. Biraz rahatlamanın yolu elinizin ekonomiden çekin. Susun, kameralardan uzak durun, bu ülkenin saraydan yöneltilemeyeceği, bu ülke ekonomisinin saraydan yönetilemeyeceğini, tek adam yönetimiyle sürdürülemeyeceği çok çıkmıştır. Bu görüşme de ekonomiyi daha sıkıntılı durumlara yuvarlayacaktır.

Akla zarar modeller öneriyorsunuz, yeni ekonomi modeli diyorsunuz. Bu yeni değil. Bu ekonomi modeli 12 Eylül 80 darbesinden sonra Kenan Evren’İn tank paletleriyle uyguladığı ekonomik politikalarıdır. Siz şimdi askeri diktatörlük dönemi ekonomi modeline geri döndünüz. 80’lerdeki ekonomik krizlerine 94-20 ve 21 krizlerine o ekonomik model neden oldu. Bankerler skandalları devalüasyonlar o modeller yüzünden yaşandı. Siz şimdi o modeli yeni diye satıyorsunuz. Aynı suda iki kere yıkanılmaz. Ortada yeni bir ekonomi modeli yok. Siz bu uygulamalarınızla Türkiye’yi daha ciddi bir krize sürükleyeceksiniz. 

ÇÖKMEYE MAHKUMDUR

Eskiden bir gecede açıklanan devalüasyon şimdi saatler içinde ortaya çıkıyor. Bugün bunun en somut örneğini yaşıyoruz. Daha geçen gün Merkez Bankası yıl sonu dolar tahminini 9,95’ten 13,77’ye çıkarmıştı. O zaman bir hafta sürmez bu tahmin dedik ne oldu? Bugün 14,60 seviyelerini gördü. O yıl sonu dolar tahmini tutmuyor. O Merkez Bankası Başkanı necidir. Neye göre yapıyor tahminleriniz. Daha geçen hafta 15,56 diye açıkladı, bugün 14,60’larda. Affınızı isteyin. Daha fazla orada durmayın. İstifa edemiyorsunuz affınızı isteyeceğim. Tekrar vurguluyoruz. Bu bütçe kadük hale gelmiştir. Bu bütçe revize edilmelidir. Bu bütçe bu haliyle kabul edilirse orta ekonomik model gibi çökmüştür. 

SOSYAL MEDYA AÇIKLAMALARI

Geçen gün dedi ki AKP Genel Başkanı Erdoğan, ‘Sosyal medya demokrasiye tehdittir’ dedi. Şimdi sosyal medyayı neden hedef aldığınızı biz çok iyi biliyoruz. Sosyal medya olmasaydı AKP’nin pudra şekeri düzeninin bu toplum öğrenemeyecekti. Sedat Peker’in ifşa ettiği çete ve mafya ilişkileri ve suçlarına ilişkin, iktidar içindeki bakanların mafya iltisaklı durumuna ilişkin durumunu toplum öğrenemeyecekti.  Mafyanın otellere, kamu arazilerine nasıl çöktüğünü, nasıl ucuza kapatıldığını bu toplum öğrenemeyecekti. İçişleri Bakanı Soylu’nun suçlarını bu toplum öğrenemeyecekti. Soylu’nun suçlularla ortaya çıkan fotoğraf albümünü bu toplum öğrenemeyecekti. Sokakta, karakolda, cezaevlerindeki işkenceyi, baskıyı bu toplum öğrenemeyecekti. Sarayın yolsuzluklarını, şatafatını, israfını öğrenemeyecekti. Pandora Papers belgelerini, yurt dışına kaçırılan paraları duymayacaktı. 

ASLA KABUL ETMEYECEĞİZ

Sosyal medya olmasaydı sarayda düğme ilikleyen yüksek yargı üyelerini görmeyecekti. Erkek şiddeti sonucunda can veren kadınların çığlıklarını duymayacaktı. İzmir il binamızda katledilen Deniz Poyraz’ın katilinin ilişki ağını toplum duymamış olacaktı. Yani sosyal medya olmamış olsaydı bu toplum iktidarın dipsiz medyasının dipsiz yalanlarıyla baş başa kalacaktı. Siz onun için sosyal medyayı demokrasi düşmanı ilan ediyorsunuz. Sosyal medyayı susturmak için hazırlık içinde olduğunuzu biliyoruz bunu asla kabul etmeyeceğiz.”

ÖNCEKİNİ OKU

Dolar fırladı, A101 kepenk indirip fiyat etiketledi!

SONRAKİNİ OKU

Ekmek kuyruğundaki yurttaşın isyanı: Bizi bu duruma düşürenlere hakkımı helal etmiyorum