• 29 Haziran 2022

Gülşen’den açıklama: Ataerkil sistemin sizi de boğduğunu görmüyor musunuz?

Gülşen son günlerde sahne kıyafetleri üzerine yapılan anlamsız yorumlara yanıt verdi, tane tane anlattı: “Çıktığınız bu yolda aslında kendi ayaklarınıza, hemcinslerinizin ve evlatlarınızın ayaklarına takmaya çalıştığınız prangaların farkında mısınız?”

Türkücü İzzet Yıldızhan, Gülşen’in de aralarında olduğu bir grup kadın şarkıcıyı hedef alarak, “Külotla da sahneye çıkmasınlar” demesi tepkilere neden olmuştu.

Sosyal medya kullanıcıları, “Kendisi sahnede külot giymiyor anlaşılan” yorumlarıyla Yıldızhan’la dalga geçmiş bazılarıysa Nihat Doğan’la ‘alem yaptığı‘ bir gecede seks işçilerine şiddet uygulaması nedeniyle karakolluk olduğunu anımsatmıştı.

Yıldızhan’ın yorumları bir süre gündemi meşgul ederken Gülşen’den magazincilerin tabiriyle ‘tokat gibi‘ bir yanıt geldi: Gülşen birkaç gün önce sahnede ‘cesur elbisesi ve danslarıyla‘ Yıldızhan’a yanıt vermişti adeta!

Kanallarda sahnedeki görüntüleri defalarca oynatıldı, bazı magazin figürleri vasat düşüncelerini paylaştı. Plajda giyilen bir bikiniden farklı olmayan kostümü buzlayarak sansürleme gereği duyanlar bile oldu!

Ancak bu kez Gülşen bütün bu olanlara yanıt verdi.

Şarkıcı Gülşen Instagram hesabından paylaştığı cevabında önce ama bağlacını sözlük anlamına yer verdi. Ardından cümleler içinde kullanıp pekiştirelim diyerek son dönemde hakkında yapılan yorumlara ve benzerlerine yer verdi.

Gülşenin yüzbinlerce yorum ve beğeni alan paylaşımı şöyle:

“Bu kıyafet plajda giyilir ama sahnede giyilemez. Bu kıyafeti sesi olmayan, şarkılarıyla gündeme gelemeyen giyer ama sanatkarolan giymez. Bu kıyafeti yabancılar giyer ama burası Türkiye. Giyemez.

Hadi giydi ama o dansı edemez.

Evliliği yolunda değilse, aldatılıyorsa ve yeni bir erkek peşindeyse giyer ama her şeyi yolunda giden bir evliliği varsa giyemez.

Şimdi tüm o ‘ama‘ların sonunda cümlelerinize cevaben;

Ben bir kadın bedeninde dünyaya gelmiş bir insanım. İsmim Gülşen.

26 yıldır tek başıma ayaklarımın üzerinde duruyor ve arı gibi çalışıyorum. Hiç kimseye muhtaç değilim. Pop müziğe değer ve yenilik katabilmek adına sayısız şarkı yazdım.

Tabii bu uzun yolculukta hiçbir şey bana altın tabakta sunulmadı. Düştüğüm, kalktığım, mücadelesini verdiğim, çok da yaralandığım oldu elbet. Ama bugün geldiğim noktada ve her zaman ihtiyacım olan gücü hep kendi içimde buldum. Taştan duvardan olmadığımı, sadece bir insan olduğumu hep hatırlattım kendime.

Mesleki hayatım boyunca hep zamanın ruhunu okumaya inandım. Müziğimin, bedenimin, zihnimin, kelimelerimin hep özgür ve bağımsız kalabilmesine gayret etti. Var olanla yetinmeyip yenilenmeye, değişime açık kalmanın mesleğimi en doğru biçimde icra edebilmek için en önemli unsur olduğunu hep bildim.

Meğer insan performansına gösterdiği özeni giyimine de gösterince sanatkarlığı yok oluyormuş. Vazgeçmem istenen şey daha az göze batmak ya da daha çok onay görmek için kendimi, bedenimi, vizyonumu yok etmem mi? Yoksa inanmadığım belirli yaftalara ya da yargılara itaat etmem mi?

Ben de bu satırları tam da bu yüzden yazıyorum.

Kıyafet üzerinden farklı farklı ‘ama‘larla sırf beni ya da sizden olmayanları nasıl alaşağı ederiz diye düşünerek çıktığınız bu yolda aslında kendi ayaklarınıza, hemcinslerinizin ve evlatlarınızın ayaklarına takmaya çalıştığınız prangaların farkında mısınız?

Bir gün gelip kadını ya da kendinden olmayanı yok saymaya, baskılamaya ve gerektiğinde yok etmeye hevesli ataerkil sistemin sizin gibi düşünenlerden de aldığı güçle gelip sizi de boğabileceğini hatta boğmakta olduğunu görmüyor musunuz?

Evet ben bir anne-babanın kızı, evet bir erkeğin eşi ve bir yavrunun annnesiyim.

Babasının kızı, bir erkeğin karısı, bir çocuğun annesi olmaktan öte;

Ben aklı ve düşünme yeteneği olan özgür iradeye sahip bir insanım.

Düşünsenize sınırlarını başkalarının belirlediği bir yaşam nasıl sürdürülebilir olabilirdi? Herkesin sınırları birbirinden böylesine farklıyken. Bu size de korkutucu gelmiyor mu? Bana bugün sınırı aştı deme yanılgısına düşenler, kendi sınırlarını daha da daraltan birileri çıkıp ahkam kesitiğinde beni ve bugün söylediğimi hatırlamayacaklar mı?

Evlatlarımız tecavüze uğrayıp öldürüldüğünde o zehir dolu ‘ama‘larla aynı kaynaktan çıkan ‘Üzerinde ne vardı’ sorusu hangimizin nefesini daraltmadı?

Bu zihniyetteki soruların aslında soru değil yargı olduğunu hepimiz maalesef ki biliyoruz.

Bu sorular gibi tıpkı eşim Ozan’a yüzlerce kez sorulan ‘Gülşen’in kıyafetlerine karışıyor musunuz’, ‘Eşinizin kıyafetleri çok eleştiriliyor siz ne düşünüyorsunuz’ soruları da aynı zehirli kaynağa hizmet ediyor görmüyor musunuz?

Kadınlara ‘anne olma, evlat olma, eş olma‘, erkeklere ‘erkek olma, hükmetme zorunluluğunda olma, aksi takdirde eksik olacağı‘ üzerinden uygulanan tüm bu tahakkümün nasıl bir cehennem olduğunu ve bu tahakkümün en sonunda erk’lik taşımayanın ya da onun yasalarına uymayanın yaşamdan silinmesini meşrulaştırmaya hizmet etmekte olduğunu ne olur artık görelim hep birlikte.

…Bizi hayata çağıran anne babamızdır bize karşı sorumluluğu olanlar; kendimizi gerçekleştirmemizde bize kendimiz olmamızı sağlayarak yardımcı olması gerekenler.

Masum evlatlarımızdır en başta kendi yalanlarımızdan, kötülüklerimizden, cehaletimizden korumamamız gerekenler ki kendileri bir bütün olarak geldikleri bu dünyada tüm şahanelikleriyle özgürce ve mutlulukla var olabilsinler.

Çocuklarımıza ve kedimize öğretmemiz gereken en önemli şeyin kimseye zarar vermeden, yalan söylemeden, hiçbir canlının yaşam hakkını çalmadan, kırmadan, incitmeden yaşamak olduğuna…

Yaşamın, yaşamanın ve kendi kıymetlerini bilerek, sadece kendi hayallerini, yeteneklerinin ve emeklerinin peşinde olmalarınınsa bu hayatta mutluluğun ve huzurun tek anahtarı olduğuna inanıyorum.

Benim meselem hiçbir zaman ne giydi ne giymedi, yakıştı yakışmadı şerçevesinde kıyafetim üzerinden yapılan eleştiriler değil. Çünkü son derece göreceli ve her kişiye göre değişebilen zevklerle, milyonlarca farklı şekilde yorumlanabilir. Yorumlanmalıdır da.

Benim aslıl meselem yakışık alıp almaması ile ilgili yaptığınız tüm yorumlar bir kadının nasıl giyinmesi gerektiğine dair kestiğiniz tüm ahkamlar.

Bana kıyafetim, yaşım, anneliğim, cinsiyetim, eşliğim ya da sanatkarlığım üzerinden kurulmaya çalışılan tüm baskılar gibi eğer çeşitli baskıların içine hapsedilmiş nefessiz, umutsuz, çaresiz bırakılmaya çalışılmış tek bir kişi dahi varsa okuyup nefes bulsun, küçük sandığı dünyada aslında yalnız olmadığını, kabul gördüğünü ve çok sevildiğini bilsin istedim.

Çünkü yaşam bu zihniyetler kadar küçük değil. Yaşam kocaman ve yaşamak çok güzel.

ÖNCEKİNİ OKU

Milli Eğitim Bakanı Özer’den “yarıyıl tatili” açıklaması

SONRAKİNİ OKU

RTÜK’ten kanallara Sezen Aksu tehdidi: Ağır yaptırımlarla karşılaşabilirsiniz