• 6 Aralık 2021

Bahçeli’den Erdoğan açıklaması: Cumhur İttifakı’nda çatlak patlak olmaz

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Bahçeli, “Şunu herkes bilmelidir ki; hükümet değilsek de hükümete bakan vermemiş olsak da Cumhur İttifakı’nın sevabına da günahına da ortağız, anca beraberiz kanca beraber olacağız” dedi. Bahçeli, “Yüzde 50+1 oy sistemini eleştirenleri makul görmemiz mümkün değildir. 50+1 cumhurbaşkanlığı sisteminin mihveridir” ifadelerini kullandı. Bahçeli, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun ‘helalleşme’ mesajına ilişkin “Sayın Kılıçdaroğlu şunu bil ki hesaplaşmadan helalleşmemiz asla söz konusu olmayacak” dedi. Bahçeli kadın cinayetleri konusuna da değindi ve “Caydırıcı, kalıcı ve kapsayıcı sonuçlar alabilmek için gerekirse idam cezası bile tartışmaya açılmalıdır” açıklamasını yaptı.

İşte Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkanlar…

“Hepinizi muhabbetle selamlıyorum. Toplantımızı takip eden aziz vatandaşlarımıza en kalbi selamlarımı iletiyorum. İl il Anadolu’yu geziyoruz, adım adım 2023’e yürüyoruz. Biz yürüyünce korkaklar sinecektir, zalimler kaçışacaktır, fitne barikatları yıkılacaktır. Vatanımızı karış karış dolaşıyoruz, gönüllere misafir oluyoruz. Hem adımlarımızı hem de saflarımızı sıklaştırıyoruz. Mücadelemizi samimiyetle yoğunlaştırıyoruz. Başlattığımız siyasi çalışmalarımızı bir sevda kervanı halinde yurdumuzun her köşesine yaygınlaştırıyoruz. Bugüne kadar 40 ilimize giderek vatandaşlarımızla kucaklaştık. Hamd olsun teşkilatlarımız disiplinli, düzeyli olmakla birlikte dikkatlidir, meselelerin takipçisidir.

ANKET ŞİRKETLERİNE TEPKİ

Siparişle çalışan kamuoyu araştırma şirketlerinin anketleri neyi söylerse söylesin 2023 Cumhur İttifakı’nın zafer yılı olacaktır. Bizim anketimiz girdiğimiz gönüllerdir, konvoylarımızı selamlayan yüreklerdir, yapılan köprülerdir, açılan yollardır, büyüyen Türkiye’dir. Bizim anketimiz Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı harekatlarıdır. Bizim anketimiz kahramanca ve dik duruşla mücadele eden, sessiz çığlık aziz millet evlatlarıdır. Yok MHP’nin oyu buymuş yok AK Parti’nin oy oranı buymuş diyen kurşun askerler sözüm sizedir; Türkiye’nin bağımsızlığına nasıl sahip çıktığını eninde sonuna göreceksiniz. Cumhur İttifakı olarak hep bir adım önde olacağız, asla oyalanmayacağız. MHP kulislerin partisi değildir, çıkar gruplarının partisi değildir. Bugüne kadar olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır. 

“CUMHUR İTTİFAKI’NDA ÇATLAK PATLAK OLMAZ”

Sefer bizden zafer Allah’tandır dedik. Milletimize, ülkemize karşılıksız hizmetle mükellef olduğumuzun bilinciyle duruşumuzu güçlendirdik. Daha adil, daha hakkaniyetli bir geleceğe bağlanıştır. Bilhassa söylemek isterim ki Cumhur İttifakı’nda çatlak patlak olmaz. Cumhur İttifakı geçmişle gelecek arasındaki köprüdür. Bizim ittifakımız proje, plan veya pazarlık usulüyle tescillenmiş bir ittifak olmayıp, iç ve dış yıkım cephesine karşı direniştir. 

MHP ittifak ortağı olsa da sorumluluğu muhalefettir. Bunun neresi yanlış? Hükümet bellidir, çok şükür görevinin başındadır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi tedavüle gireli yaklaşık 3 buçuk yılı bulmuştur. MHP minderden kaçmaz, biz siyaseti mertçe yaparız, adam gibi yaparız. Şunu herkes bilmelidir ki; hükümet değilsek de hükümete bakan vermemiş olsak da Cumhur İttifakı’nın sevabına da günahına da ortağız, anca beraberiz kanca beraber olacağız.

CHP’nin gayri milli muhalefetini ele alıp, nasıl muhalefet yapılması gerektiğini partimizin tutumuyla tavzih ve tarif etmeye gayret ederken az evvel paylaştığım tespitlerimi başka yerlere çekmek sinsi bir kurnazlık, sivri bir kifayetsizliktir. Çalı arkasına saklanıp dedikodu üretenlerin alayı tepeden tırnağa açıktadır, hepsi birden baltayı taşa vurmuş, boşa düşmüş, boşlukta sürüklenip gitmişlerdir. Tavsiyem kötürüm beyanat sahiplerinin evvel emirde kendi işlerine bakmaları, kendi önlerinden yemeleri, kendi dertlerine yanmalarıdır. Niyet okuyuculuğu falcılıktır, fala bakacaklarına, bunca zahmete katlanacaklarına onu bunu bırakıp faziletli olmayı tercih etmelidirler.

“TEMELİ YÜZDE 50+1’DİR”

Hele bir köşe yazarının ‘Erdoğan ile Bahçeli arasında sistem gerilimi var’ başlıklı yazısı A’dan Z’ye yalandır. Bu şahıs canı öyle istediği için kalemini de zillet mürekkebine batırmıştır. Bir yalan bin yalanın kuluçkasıdır. Gerçek tıpkı güneş gibidir, Cumhur İttifakı, Türkiye’nin gücüdür. Sayın Cumhurbaşkanı’yla aramızda gerginlik değil, güven vardır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi milli bekanın güvencesi, milli birlik ve dayanışmanın sırrıdır. Bu sistemin meşruiyet temeli yüzde 50+1’dir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde Cumhurbaşkanı doğrudan halk tarafından seçildiği ve hükümet TBMM’den güvenoyu almadığı için “yönetimde istikrar” ilkesi kendiliğinden gerçekleşmiştir. Bu itibarla yüzde 50+1 oyla Cumhurbaşkanı seçilmesi çoğulcu demokrasinin dünyaya emsal teşkil edecek, model olacak bir şeklidir.

YÜZDE 50+1 TARTIŞMASI: BİZE GÖRE BU TARTIŞMA GEREKSİZDİR

Dikkat buyurunuz, milletvekili seçmiyoruz, belediye başkanı seçmiyoruz, muhtar seçmiyoruz, cumhurun bütününü temsil edecek Cumhurbaşkanı seçiyoruz. Yüzde 50+1 oy nisabını eleştirenleri anlayışla karşılamamız, bunu felaket olarak yorumlayan karamsarları makul bulmamız abesle iştigaldir. Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Sayın Cemil Çiçek, yüzde 50+1’in hem bugün hem de gelecekte önemli sıkıntılara sebebiyet vereceğini, Türkiye’yi bir kaosa sürükleyeceğini iddia ediyor. Bu tuhaf ve tahrip gücü yüksek sözlerin benzerini Türkiye’nin istikrarsızlığa gömülmesini, siyasi anlaşmazlıkların içine düşmesini isteyen çevreler de ileri sürüyor. Sayın Çiçek, sizin kafanızda, dilinizin altında sakladığınız bir oran var mıdır? Varsa ne zaman açıklamayı düşünüyorsunuz? Açıkla da bilelim, niyetini öğrenelim. Türkiye’nin kaostan, işgalden, imhadan kıl payı kurtulduğunu ne çabuk hafıza kayıtlarınızdan çıkardınız? Buradan nereye ulaşmaya, ne yapmaya, kimlere şirin görünmeye çalışıyorsunuz? FETÖ’cü Fehmi Koru da aynı şeyleri söylüyor, farkında mısınız? Yüzde 50+1 kaos olmasın diye belirlendi, bunu da mı inkar ediyorsunuz? Altı partinin güçlendirilmiş parlamenter sistem arayışları için seri toplantılar düzenlediği bir dönemde, tesadüfe bakınız ki, Sayın Çiçek’in beyanatı her anlamda dikkat çekicidir. Ve bize göre kuşku vericidir. Hem teorik olarak hem fiili uygulamaları açısından Cumhurbaşkanı’nın yüzde 50+1 oyla seçilmesi meşruiyet sancılarını baştan ortadan kaldıracak, demokrasi güvenliğini de temin ve teyit edecektir. Yüzde 50+1, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin mihveridir, ne var ki buradan başlayacak bir tartışma, hatta taviz yeni yönetim sisteminin işleyiş ve ilerleyişini melezleştirip sakatlayacaktır. Bize göre bu tartışma gereksiz ve şu an için yersizdir. Henüz yapmamız gereken pek çok şey vardır.

KADIN CİNAYETLERİ TEPKİSİ

Allah’ın verdiği canı Allah’tan başka hiç kimse alamaz, buna manen ve madden mezun olamaz. İnancımıza göre, kim bir insanı öldürürse bütün insanları öldürmüş sayılır, kim bir can kurtarırsa bütün insanların canını kurtarmış olur. Kadınlarımıza, kızlarımıza, masum yavrularımıza, suçsuz günahsız insanlarımıza musallat olan, hayatlarına kast eden eli kanlı canilerin iki dünyada da yatacak yerleri yoktur. Yalnızca son bir hafta içinde işlenen kadın cinayetlerine baktığımızda nasıl bir kördüğümün içinde bocaladığımız açıkça görülecektir. 10 Kasım sabahı Hatay’ın Payas ilçesinde Senem Kafalı kardeşimiz, 11 Kasım sabahı İstanbul Bahçelievler’de Hanife Demirci kardeşimiz, 11 Kasım akşamı Ordu Korgan’da Selime Pişkin kardeşimiz, 13 Kasım günü de İstanbul Küçükçekmece’de Gülsüm Yarış kardeşimiz şiddet kurbanı olmuşlardır.

Bu acı verici cinayetler bir hafta içindeki kayıplarımızdan sadece bir kısmıdır. Karşımızdaki bu kanlı tablo hepimizin yüreklerini kavurmaktadır. Bir başka feci cinayet de 9 Kasım günü İstanbul Ataşehir’de işlenmiştir. Ankara’dan İstanbul’a bir iş münasebetiyle giden 28 yaşındaki Mimar Başak Cengiz kızımız, sokakta yürürken hiç tanımadığı, daha önce hiç rastlamadığı, herhangi bir temasının olmadığı bir manyak, bir sadist, bir canavar tarafından maalesef hayattan koparılmıştır. Eline aldığı samuray kılıcıyla gözüne kestirdiği masum bir canı almak için sokağa çıkan bu cani, hedef olarak seçtiği Başak kızımızın hiç acımadan kanını dökmüştür. Bu aşamada kuracağımız her cümle anlamsız, dile getireceğimiz her söz yararsızdır. Artık zaman konuşma zamanı değil, acileyet kesbeden tedbirleri sırasıyla alma, gereğini önşartsız icra etme zamanıdır. Biz konuştukça, biz geciktikçe bir yerlerde kadınlarımıza saldırı yapılmaktadır. Bu arada Mersin Gülnar’da kaybolan Müslüme yavrumuzu bulmak için de belediyemiz ve tüm teşkilatımız seferberlik halindedir.

Cesameti gittikçe artan şiddet selinin önünü almak, bu barbar akının önüne geçmek mecburiyetindeyiz. İnsanlık onurunu çiğneyen mahluklara bu dünyayı zindan etmek zorundayız. Kadınlarımız ölüyorsa medeniyetimiz can çekişiyor demektir. Kızlarımız, çocuklarımız, ağzı süt kokan sabilerimiz feryat figan ediyorlarsa, biliniz ki, ileri sürülecek hiçbir bahane yüzümüzün kızarmasına, kalbimizin sızlamasına, vicdanımızın hırpalanmasına mani olamaz. İnsanlık değerlerini ayaklar altına alan, yaşama hakkını gasp eden hiçbir caniye tahammül edemeyiz, sabır gösteremeyiz, kulağımızın üstüne yatamayız. Şiddete sıfır toleransla yaklaşmaktan başka alternatifimiz yoktur. Kadın cinayetleri iç barış ve huzur ortamımızı tahrip edecek boyutlardadır. Ülkemizin sokaklarını, caddelerini, hanelerini, işyerlerini güvenli hale getirmek başlıca görevimizdir. Artık klişe sözler geçersizdir, şablon ifadeler hükümsüzdür, vakit şiddetin kökünü kurutma vaktidir. Anlaşılıyor ki, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunu yeni baştan gözden geçirmek, dahası güçlendirmek, uygulanmasını harfiyen sağlamak durumundayız.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin, kadınlara reva görülen şiddetin engellenmesi, mütemadiyen yaşanan cinayetlere bir son verilmesi hususunda görüş ve önerileri özet olarak şunlardır:

1- Ailenin korunması, şiddetin önüne geçilmesi konusunda kapsamlı bir Ruh Sağlığı Yasası’na ihtiyaç duyulduğu tartışmasızdır.

Şiddetin ruhsal ve psikolojik yönü mutlak surette analiz edilmelidir.

Bunun yanında yasal güvenceye kavuşturulmalıdır.

Evlilik hazırlığı içinde olan insanlarımızın ruhsal dengesinin yerinde olup olmadığı tartışması bu çerçevede ele alınmalıdır.

Parti olarak, 26’ıncı dönemde TBMM’ye sunmuş olduğumuz ve uzun bir hazırlığın mahsulü olan Ruh Sağlığı Yasa Teklifi’nin bir an evvel görüşülüp yasalaşması arzumuz ve isteğimizdir.

2- Şiddeti durdurmak maksadıyla hem güvenlik önlemleri hem de cezai müeyyideyeler derinliğine ve genişliğine arttırılarak hiç kimsenin gözünün yaşına bakılmamalıdır.

Mahkemeler cinayet davalarında süratle karar vermeli, iyi hal indirimi, akli denge sorunu veya bir başka sebeple canilerin ceza indirimiyle taltif edilmelerine imkan tanınmamalıdır.

“GEREKİRSE İDAM CEZASI BİLE TARTIŞMAYA AÇILMALIDIR”

Çocuk istismarı, kadın cinayetleri, tecavüz suçlarında caydırıcı, kalıcı ve kapsayıcı sonuçlar alabilmek için gerekirse idam cezası bile tartışmaya açılmalıdır.

3- Medyada kadınlara yönelik cinayetlerin tekrar tekrar gösterim ve ifşasına kesinlikle son verilmeli, şiddeti özendirip teşvik edecek her türlü yayın ve haberden kaçınılmalıdır.

4- Son yıllarda yaygınlaşan, milli ve manevi değerlerimizi hedef alan dizi Filmler geldiğimiz bu aşamada toplumsal hayatımızı zehirlemektedir.

Mülevves sahneler, müptezel ilişkiler, kokuşmuş hayatlar, şiddeti kışkırtan roller, kadın-erkek diyaloglarını yozlaştıran örnekler aile birliğimizi, manevi dengemizi, toplum düzenimizi doğrudan çürütme risk ve tehlikesi taşımaktadır.

Kazanç hırsıyla, rating uğruna bu kötülüğü milletimize teşmil etmeye hiç kimse hakkı yoktur.

Bizi bize anlatan, değerlerimizle beslenen, aldatmanın, cinayetin, şiddet dilinin gösterilmediği dizi filmlerin hazırlanması aynı zamanda senaristlerin, oyuncuların, ajansların ve medya patronlarının yegâne sorumluluğudur.

5- Üniversitelerin sosyoloji, psikoloji, psikiyatri, felsefe, ilahiyat gibi bölümlerinde görev alan değerli akademisyenlerin öncülüğünde ülkemizin şiddet haritası çıkarılmalı, şiddetle mücadelede ufuk ve yol açıcı çalışmalar tavsamadan yerine getirilmelidir.

6- Ayrıca ve önemle paylaşmak isterim ki, alanlarında parmakla gösterilen ilim ve gönül insanlarımızın emsalsiz çalışmalarıyla hazırlanan, insanlığa ve istikbale bakış vizyonumuzu belgelendiren “İnsanlığın Huzuru Projemiz”in her yönüyle tanıtılması, tartışılması ve toplumun her kesimine takdimi yaşadığımız şiddet buhranından çıkış arayışında müessir ve müstesna bir yol haritası gösterecektir.

“CHP’NİN SON 50 YILLIK TARİHİ HUZURSUZLUĞUN TARİHİDİR”

CHP ile yüzleşmek demek Türkiye’nin huzursuzluk devirlerine ayna tutmak demektir. Darbe dönemlerinden tutun da anarşi dayatmalarına kadar CHP’nin bulunmadığı yıl neredeyse yoktur. CHP’nin son 50 yıllık tarihi huzursuzluğun tarihidir. Bizim CHP’ye oy veren kardeşlerimizle bir sorunumuz yoktur ve olmayacaktır ancak bizim Kılıçdaroğlu ve şaşkın yönetimiyle sorunumuz vardır. Kılıçdaroğlu geçen haftaki konuşmamdan sanıyorum etkilenmiş, geçmişiyle yüzleşmek için devreye girmiş.

KILIÇDAROĞLU’NUN ‘HELALLEŞME’ MESAJI

Kılıçdaroğlu günah çıkartmak, geçmişiyle yüzleşmek için harekete geçmiştir. Sayın Kılıçdaroğlu sana güle güle uğurlar olsun. Madem bir yolculuğa çıkıyorsun, biletini tek yönlü alman temennimdir. Türkiye’de iktidar değişmiyor, korkunç bir enkaz da görünmüyor. Gerçekten de CHP yaradır, yıkımdır, Türkiye düşmanlarının taşeronudur. Sayın Kılıçdaroğlu şunu bil ki hesaplaşmadan helalleşmemiz asla söz konusu olmayacak. CHP yönetimi terörist Demirtaş’la helalleşmiş cezaevinden çıkmasını istemiştir. Kılıçdaroğlu helal ile haram arasındaki ince çizgiyi silip atmıştır.

Helalleşme peşinde koşan Sayın Kılıçdaroğlu haydi PKK’lı teröristlere de bir şey söyle de görelim. CHP’nin yönetimi işgal edilmiştir. Buradan bakınca PKK’yı HDP’den, HDP’yi CHP’den ayırmak imkansız hale gelmiştir. Sayın Kılıçdaroğlu helalleşmeye geçmeden evvel terör yaptırımlarından kurtulmayı denersen en doğru şeyi yapmış olursun. HDP, PKK’nın bir yüzüyse CHP de artık diğer yüzüdür. 

CHP dipsiz bir çukurdur ve bunların hakkından Türk milleti gelecektir. Kaçsınlar kaçabildikleri yere kadar ancak yakalandıkları yerde inşallah hesap vereceklerdir.

Biz onlarca yıldır Turan ülkümüzü seslendirdik, bunun bir hayal olmadığını ısrarla gündeme taşıdık. Turan, Türklük, kan ve ırk meselesi değil bir duruş mevzudur. Türk dedik ırkçısın dediler, Türk dedik faşist çamuruyla yanıt verdiler. Batı asırlar boyunca çelişkiler içinde bocalamıştı. Bugün Türk coğrafyası uyanmaktadır. 12 Kasım zirvesine katılan bütün Cumhurbaşkanlarımıza müteşekkir olduğumuzu söylemek istiyorum. İstanbul Zirvesi bu kapsamda bir milat olmuştur. 15 Kasım 2021’de kuruluşunun 38. yıldönümünü kutladığımız KKTC’nin önümüzdeki yıl yapılacak zirveye davet edilmesi tam isabet olmuştur. 

Biz verdiğimiz sözleri unutmadık, çünkü biz Milliyetçi Hareket Partisi’yiz. Hiçbir vatandaşımızın hayalleriyle oynamayı aklımızdan geçirmedik. 24 Haziran Seçimlerine giderken hazırlamış olduğumuz Beyannamemizde neyi vaat etmişsek arkasındayız. Mesela, “Emeklilikte Yaşa Takılan” kardeşlerimizin sorunu bizim sorunumuzdur. Sayıları 6,3 milyonu bulan bu kardeşlerimizin mağduriyetlerinin telafisi bizim amacımızdır. Bütçe imkanları doğrultusunda, kademeli geçiş uygulamasını dikkate alarak, geniş bir siyasi uzlaşma kapsamında EYT sorunu TBMM’de çözülerek gündemden tamamıyla çıkarılmalıdır. Diğer yandan polislerimize, öğretmenlerimize, hemşirelerimize, imamlarımıza, uzman jandarmalarımıza, uzman çavuşlarımıza 3600 ek göstergenin verilmesi maksadıyla hükümete her desteği vereceğiz, her çalışmanın içinde olacağız. Biz emeğin ve emekçi kardeşlerimizin her zaman yanındayız. Asgari ücretle geçinen yaklaşık 8 milyon kardeşimizin enflasyona ezdirilmemesi, insanca yaşayacakları bir ücret seviyesine çıkarılmaları beklentimizdir. Asgari ücret tanımı itibariyle, “İşçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek” ücrettir. Şu kış kıyamette insanlarımızın haklı taleplerini karşılamak hepimizin sorumluluğu altındadır. Aralık ayının ilk haftası toplanacak olan “Asgari Ücret Tespit Komisyonu”nun enflasyonun üzerinde bir zam belirlemesi, ekonomik zorluklara direnen kardeşlerimizin yüreğine su serpmesi Milliyetçi Hareket Partisi’nin samimi çağrısıdır. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken hepinizi saygılarımla selamlıyor, başarılarla dolu bir hafta geçirmenizi içtenlikle temenni ediyorum.

ÖNCEKİNİ OKU

Levent Gültekin’den tartışma yaratacak ifadeler! “Başörtülülerin bu ülkeden özür dilemesi gerekiyor”

SONRAKİNİ OKU

Abdullah Başçı: Davutoğlu ile Erdoğan telefonda kavga etti